14 Eylül 2011 Çarşamba

İldefonso Falcones Kitapları


Fatıma’nın Eli… Kitabın ismini duyar duymaz, hele bir de yazarının yabancı olduğunu öğrenince, müthiş bir merak uyandı bende. Az bir araştırmadan sonra 40’lı yaşlarında olan İspanyol bir yazarın kaleminden çıkmış ve oldukça önemli satış başarıları yakalamış yeni bir roman olduğunu öğrendim. Merakla ve heyecanla, romanın konusunu öğrenmek ve kitabın sayfaları arasında gezinmek için bir kitapçıya attım kendimi.
“İki kültür ve iki aşk arasında kalmış bir adamın hikayesi.”
Çok klasik dedim önce.
Devam edince okumaya tanıtım yazısını, ilginç ve bir o kadar da kışkırtıcı bir konu diye hükmettim,
“Hristiyan baskısının en acımasız boyutlara ulaştığı Endülüs yıllarında müslüman bir kadınla, ona tecavüz eden Hristiyan bir rahibin oğlu olan Hernando’nun hikayesi.”
Ne kadar objektif olunabilirdi ki böyle bir konuda?
Daha fazla merakta kalmamak için kitabı ilk sıraya yükselttim okunacaklar listesinde.
Soluksuz okuduğum ilk 150 sayfada korkularımda yanılmamış olduğumu gördüm. Yanlı bir anlatım vardı ya da ben kabullenmek istemedim acımasız şartların insanlara neler yaptırabileceğini.
Ne var ki mükemmel anlatım, karakterlerin sayfalardan fırlayıp sizinle sohbete girişeceğini düşüneceğiniz kadar canlı, kanlı ve güçlü olması okumaya hız kesmeden devam etmeme sebep oldu.
Ve olan oldu. 1000 sayfalık kitabı bir iki gün içerisinde kitaplığımın en önemli yerlerinden birini işgal etmek üzere bitirdim. Hem de soluksuz.
Ön yargılardan arınmış, objektifliğini mümkün olduğunca korumuş, dili mükemmel kullanmış bir yazarın insanoğlunun gerçeklerini ne kadar da güzel anlatabileceğine şahitlik ettim. Üç dinden de karakterlerin olduğu romanda insani değerler çok etkileyici bir şekilde işlenmişti.
Tabi hoşuma gitmeyen kısımları olmadı mı? Oldu elbet. Fakat kitabı bir bütün olarak ele alınca o kadarı kadı kızında da olur demekten kendimi alamadım.
Bir de kitabın bu tadı vermesinde çevirmenin de hakkını yememek gerekiyor. Harikulade çeviri kitabın akışına iyice kaptırmanıza yardımcı oluyor.
Bu arada Fatıma’nın Eli bitince ve tadı damağımda kalınca başka kitabı var mı acaba bu yazarın sorusu beni yine araştırmaya sevk etti.
Fatıma’nın Eli yazarın ikinci kitabıymış.
İldefonso Falcones’in ilk kitabı 2006 yılında yayımlanmış; “Deniz Katedrali”
“14. yüzyıl İspanya’sında feodal beyinden kaçan bir serfin hikayesi. Özgürlüğünü kazanma gayretinde olan ve Yahudi bir kadınla yasak aşk yaşamakla suçlanan Arnau’nun hikayesi.”
En az “Fatıma’nın Eli” romanındaki kadar ilginç ve kışkırtıcı bir hikaye.
Durur muyum. İlk işim kitabı alıp okumak oldu. İldefonso Flacones bu kitabında da kurgusuyla, anlatımıyla, sürükleyiciliğiyle hapsetti beni kitaba.
Şimdi büyük bir özlemle yeni romanlar bekliyorum genç denilebilecek yaşında bu kadar mükemmel eserler ortaya koyan İspanyol yazardan.
Eminim ki bu iki kitabı okuyan herkes benimle aynı fikirdedir. Bu duyguya şahitlik etmek için sizi de bu iki eseri okumaya davet ediyorum.
Küçük bir not, bitirmeden. Öncelikle “Deniz Katedrali”ni okursanız “Fatıma’nın Eli”nden daha çok zevk alırsınız. Neden mi?
Çünkü ikinci kitabında yazar kalitesini bir basamak daha yukarıya çekmiş. Daha çok kaptırıyorsunuz kendinizi anlatılanlara.
Şimdiden iyi okumalar. 
Kitapların en yakın dostlarınız olması dileğiyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder